ANKARA AKIL BAHÇESİ'NDE 7-15 YAŞ GURUBU ÇOCUKLARA, PROFESYONEL KADROLARLA  ETÜT, SBS HAZIRLIK, İNGİLİZCE VE REHBERLİK HİZMETLERİ VERİYORUZ, 
 
Ana Sayfa      Bizim Seçtiklerimiz      Kendini Gerçekleştirme Nedir?
 

    

          “KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME”  NEDİR ?

Son yıllarda, doktorlar ve psikologlar, sıkça dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellikten söz etmekte, eğitimciler sürekli olarak disiplin sorunuyla yüz yüze kalmaktan şikayetçi, anne ve babalar ise çocuklarının üzerinde bir türlü otorite kuramamaktan, onların dağınıklıklarından ve öfke nöbetlerinden bezgin ve yorgun bir halde dolaşmaktadır.
                   Günümüz çocukları bizim çocukluğumuza göre, kurallara uymakta oldukça dirençli, Harcanan onca çabaya rağmen, daha nazlı, daha kırılgan, daha sabırsız, kendi isteklerine yönelik aşırı duyarlılıkları ile örtüşmeyecek kadar da çevrelerenin taleplerine  karşın ilgisiz bir davranış içerisindeler.Onları bizlerden farklı kılan bu unsurlar; “Günümüz çocuklarının nesi var?” sorusunu bize sorduruyor

Tabii ki, zekalarına ve algılarına diyecek bir sözümüz yok. Çocuklarımızın, IQ diye sembollenen zekalarının düzeyinde, genetik miraslarına ek olarak, içinde yaşadıkları aşırı uyaran içeren ortamların da etkisi büyük.Ama, görülen o ki, duygusal dirençleri o kadar yüksek değil.  Belki de onları bu derece yoran bu iki gelişim seviyesi arasındaki  fark. Üstelik, günümüzde sıkça görülen, dikkat eksikliği, hiperaktivite, dürtüsellik,  gibi yaygın gelişimsel bozuklukların yanı sıra, ileri zeka veya üstün yetenekten kaynaklanan uyum sorunlarının da göz ardı edilmemesi gerekir. Hayal ettikleri çocukluğu yaşayamayan mevcut  ebeveyn neslinin, çocuklarına karşı aşırı verici tavrı ve bu tavırlarıyla örtüşmeyen,  “statü hırsları” da önemli bir etken. Tabii ki bu sorunların, gerek genetik, gerekse kültürel ve tarihsel nedenlerinin,  açık ve net cevabını bilim adamlarına bırakmalıyız.

 Ancak biz eğitimciler ve anne babalar açısından bakıldığı zaman, acilen  odaklanılması gerekli olan, nedenlerden çok çözüm süreçleri. Yine de nedenlere yönelik olarak, göz ardı etmememiz ve eğitim anlayışımızın temelini oluşturması gereken  unsur şu: Her nesil geçmişin kültürel ve genetik mirasları ile doğuyor ve insanlığa ait tüm geçmiş yaşanmışlıkların izlerini dolaylı yada dolaysız üzerinde taşıyor. Bu da, onların, bizlerden daha farklı olmalarının nedeni. Doğal olarak bu farklılıklar insanın tarihsel serüvenindeki , değişimin ve gelişimin temelini oluşturuyor. Gelişim ve değişimi oluşturan nesil farklılıklarını yok sayıp, anne ve babalarımızın bizlere yaptıklarının farklı bir versiyonunu, onlara yapmakta olduğumuzu artık fark etmeliyiz. Unutmamalıyız ki, onlar, bu farklılıklarla kendinden önceki nesillerin oluşturduğu ortamlara ve kurallara doğuyorlar ve çocuklarımızın gelişim yollarındaki en önemli engel ise, kendi deneyimlerimizin onların deneyimleri olması konusundaki inadımız. Oysa ki, bu inattan vazgeçip,  bu çocukların gelişiminde temel olacak ortamları, nasıl bir anlayışla oluşturmamız gerektiği, üzerinde en çok düşünülmesi ve çözüm üretilmesi gereken konudur.
                   Biz eğitimciler ile anne ve babalar, bu farklılıklardan, çocukların kendileri ve çevreleri ile barış içerisinde büyümelerine  engel olanları ayırarak, onların gelişim yönleri ile çelişmeyecek şekilde, düzeltme yoluna gitmeliyiz.

-Dikkat dağınıklığı,

-Aşırı kırılganlık ve öfke nöbetleri,

-Güvenlik duygularını zedeleyecek derecedeki  disiplin problemleri,

-Çevrelerine yönelik yüksek farkındalıkları ile örtüşmeyen empati eksikliği,

-Başarısız zaman yönetimi,

-Nasıl daha kolay ve çabuk öğrenebilecekleri konusunda ki rehberliği reddetmeleri,

gibi davranış sorunları, onların,  acilen çözülmesi gereken  engelleri. Zekalarına ve kavrayışlarına duyduğumuz güvenle, tabii ki, çocuklar açısından, büyümek çözümün önemli bir parçasıdır. Ancak, hiçbir şey yapılmaması durumunda, gerçekten çocuğumuzun ve insanlığın ne kaybedeceğini asla  öğrenemeyeceğiz.


                 Esasen, ister yetişkin, isterse çocuk olalım tek bir amaca kurguluyuz “Mutluluğu Yakalamak”. Mutluluk ise; temel ihtiyaçların karşılanmasından başlayarak, çocuk yada yetişkinin, bedensel, zihinsel, duygusal ve hatta ruhsal tüm potansiyelerini serbestçe ortaya sermesidir. Bu da bireyin KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEk için izlediği yoldur. Bu yolda ilerleyebilmek, engellerle savaşma gücünü, azimle çalışmayı, kendini ve çevreyi yönetebilme becerisini elde etmeyi ve içsel zekanın geliştirilmesini öğrenmeyi gerektirir.
                Yolun başında, tabiî ki öğrenme vardır. Bizlerin görevi, çocuklarımızın farklılıklarını koruyarak, onlara;

-Kendini doğru ifade edebilmeyi,

-Düzen ve disiplini,

-Azim ve kararlılığı,

-Kendini kontrol edebilme becerisini,

-Zaman yönetimini,

-Kendine özgü öğrenme yollarını geliştirebilmeyi sağlayacak ortamlar hazırlamaktır.

 Bu ortamlar, karmaşık ve gösterişli binalar, emredici, katı, yaratıcılığı baskılayan otoriter anlayışlar, sahte prezantbl tavırlar, süreci göz ardı eden yalnızca sonuca odaklı programlardan oluşan ortamlar asla olmamalıdır. Tam tersine bu ortamlar:
              -Küçük güzeldir sözündeki güvenliği yansıtmalı, çocuklarda aidiyet                   duygusunu geliştirmeli.
               -Sade ve yeteri kadar uyaranla donatılmış olmalı.
               -Eğitimciler, çocuklara adil,  net ve açık tavırlarla yaklaşmalı.
               -Çocuğa dokunan her el, onu gören her göz ve onu duyan her ses, aynı eğitim anlayışına sahip olmalı.
                -Ve bu anlayış da çocuğun,  yeteneklerini  ortaya koyabileceği, “KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME YOLUNA “ ilk adımını atmasını sağlamalıdır. Bunu başardığımızda ise, bizlere de, cocuklarımız bu yolda ilerlerken onları seyretmek kalır.
 
 
 
 
 
 
 
BİZİM YOLUMUZ

AMACIMIZ; ÖĞRENCİLERİMİZE, BAHÇE OYUNLARINDAN ALDIKLARI TADI ÖĞRENİRKEN DE ALMAYI ÖĞRETMEKTİR. Çünkü bahçede oynanan oyunlarında  merak, neşe, istek veya rekabet gibi kişisel unsurlar vardır. Devamı için tıklayın..   

 
 
 
“KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME”  NEDİR ? Son yıllarda, doktorlar ve psikologlar, sıkça dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellikten söz etmekte, eğitimciler sürekli olarak disiplin sorunuyla yüz yüze kalmaktan şikayetçi, anne ve babalar ise çocuklarının üzerinde bir türlü otorite kuramamaktan, onların dağınıklıklarından ve öfke nöbetlerinden bezgin ve yorgun bir halde dolaşmaktadır. Devamı için tıklayın… 
 

VERİMLİ DERS ÇALIŞMA VE ÖĞRENME YOLLARI Öğrencilerin çalışmalarının sonucunda başarılı olabilmeleri için verimli ders çalışma yöntemlerini bilmeleri, öğrenme teknik ve alışkanlıklarını kazanmaları gerekir. Devamı için tıklayın…

 
 DAHA ETKİLİ ANNE BABA OLMAK Çocuk ve Ergen Psikiyatrisine başvuran anne babaların öğrenmek istedikleri konulardan biri, çocukların ruhsal gelişimi ile ilgili nasıl daha etkili olabilecekleridir…. Devamı için tıklayın…
 

MATEMATİK PROBLEMLERİNİ ÇÖZERKEN…Matematik hiyerarşik bir yapıya sahiptir, başarı için süreklilik şarttır. Konular birbirleri ile bağlantılıdır. Bir süre çalışmayıp sonra çok çalışılarak başarılı olunmaz. Sürekli ve düzenli bir çalışma gerektirir.Devamı için tıklayın… 

 
TAYFUN HAZNEDAROĞLU ANLATIYOR..Satranç ile tanışmam ve bu işin antrenörlük kısmında ilerlemem aslında çok ilginç oldu. Satrançla beni ilk kez 9 yaşında amcam tanıştırdı. Bir gün bize gelerek, bana ve kardeşime öğrenmemiz ve oynamamız için satranç takımı hediye etti…Devamı için tıklayın…